Refik Anadol'un İsviçre'deki Galacier Dreams sergisinden. Fotoğraf: Nevin Tali Ölçer
Refik Anadol’un “Glacier Dreams” (Buzul Rüyaları) adlı eseri 'Kunsthaus Zürich’te!
Evet, İsviçreli sanatseverlerin heyecanla beklediği dünyaca ünlü Türk asıllı sanatçı Refik Anadol, sanatını Haziran 2026’ya kadar Kunsthaus Zürich'te (Zürih Sanatevi) sergiliyor… Gittim, gördüm, sarsıldım ve gururlandım: Müthiş bir enstalasyon; içinde LED ekranlar ve aynalar olan, özel olarak tasarlanmış bir dijital oda… 100 milyon küsür görsel ve kendisinin İzlanda’da bizzat kaydettiği 10 milyon buzul görüntüsü, yapay zekâ yardımıyla işlenerek çok duyulu bir sanat formuna dönüştürülmüş ve buzulların kırılganlığını anlatan şiirsel bir görsel deneyim çıkmış ortaya… buzulların erimesini işitsel ve hatta kokusal bir boyutta da hissedebiliyor ziyaretçi…sanatçı, insanı buzulların erimesi ve küresel ısınmanın sonuçlarıyla duyusal, fiziksel ve entelektüel bir bağ kurmaya davet ediyor; “data painting” (veri resimleme) adını verdiği bir teknik kullanıyor; resimler sürekli değişen, baş döndürücü bir akışta; disiplinler arası bir araştırma ve sanat projesi gerçekleştirmiş; pikselleri, Claude Monet’nin eserlerindeki boya damlalarını akla getiriyor.
Refik Anadol’un hayallerinin sınırı yok
1985 yılında İstanbul’da doğan Refik Anadol, geleneksel sanatı dijital çağın dinamikleriyle harmanlama yeteneği sayesinde, dünyada çağdaş sanatın, yapay zekâ teknolojileriyle sanat üretiminin öncülerinden biri olarak kabul ediliyor.
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Fotoğraf ve Video Bölümü eğitimi alan ve aynı zamanda Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nde çift ana dal yapan Anadol, daha sonra, yüksek lisans yapmak üzere Kaliforniya’ya taşındı.
Refik Anadol’un İsviçre’deki Galacier Dreams sergisinden. Fotoğraf: Nevin Tali Ölçer
Sanatçı, verileri işleyen algoritmaları ve yapay zekâ tekniklerini kullanarak, dijital/fiziksel nesneler ve uzam, mimarlık ve medya sanatları arasında görsel ve duygusal bir deneyimi amaçlayan, etkileyici melez eserler üretiyor; Güney Kore’den New York’a kadar tüm dünyada tanınıyor.
Dünyada sayısız sanat projesine imza atan Anadol, 2015 yılında stüdyosunu kurduktan sonra, İstanbul Bienali’nde ‘Infinity Room’u tanıttı. Bu projesi o zamandan bu yana, San Francisco Exploratorium, Scottsdale Çağdaş Sanat Müzesi ve Washington D.C. Artechouse gibi ABD’deki mekânlarda iki milyondan fazla kişi tarafından izlendi.
Sanatçı hatta, bir orkestranın seslerini görselleştirmeyi başardı; Los Angeles Filarmoni’nin 100. yıl kutlamalarında, Filarmoni’nin veritabanından seçtiği ve makine öğrenme algoritmaları kullanarak bir araya getirdiği arşiv kayıtlarıyla gerçekleştirdi projesini…
Teleskopların evrene dair rüyalarını yakalamayı çalışmak gibi şairane bir amaçla, 2021 yılının sonlarında,uzay istasyonu tarafından tespit edilen iki milyon küsür görüntüye ve Hubble ve MRO teleskoplarıyla çekilen uzayın iki milyondan fazla resmine odaklanan Machine Hallucinations serisinin en son versiyonunu, Sotheby’s Hong Kong ile birlikte çıkardı. Bu dev koleksiyon 5 milyon dolara satıldı.
Refik Anadol
Barselona’daki Gaudi’nin ünlü mimari yapısı Casa Battló’nun cephesine, sürekli değişen bir dijital sanat eseri yansıtarak, binayı yaşayan bir organizmaya dönüştürdü. Bu eseri, 2022 yılında Christie’s müzayedesinde 1,38 milyon dolara satıldı.
‘The Economist’ dergisinde kendisi hakkında çıkan yazıda, ünlü sanat müzesi MoMA New York’da, 2023 yılında 2.4 milyon kişinin sergisini izlemeye gelmiş olduğundan bahsediliyor.
Yapay zekâ düşünmeye karar verirse …
Anadol, ABD Vogue’u için yapılan bir röportajda çalışmalarını şöyle anlatmış:
“Veri, makine zekâsı ve mekân arasındaki ilişkiyi günümüz teknoloji ve üretim pratikleriyle anlamaya ve anlatmaya çalışıyorum. İşlerimdeki yenilik, geleceği hatırlamak için kurduğumuz hayallerin, sürekli değişen, fakat bireyi merkez alan sistemler, yazılımlar ve donanımlar ile buluşmasından ileri geliyor. Medya sanatlarının, bitmek bilmeyen sosyal medya hikâyeleri, dopamin salgılatan anlık paylaşım zevkleri ve artık her anımızı saran sanal sistemlerden uzaklaşmak isteyenler için iyileştirici deneyimlere dönüşebilme ihtimali bir hayli yüksek.”
Refik Anadol’un İsviçre’deki Galacier Dreams sergisinden. Fotoğraf: Nevin Tali Ölçer
Ardından gelen, “Gelecekte yapay zekâ tarafından üretilmiş eserler görecek miyiz?” sorusuna da yine bir soruyla yanıt vermiş:
“Yakın zamanda yapay zekâ düşünmeye karar verirse, kendi anılarını ve kültürünü yaratmayı hayal edebilirse ve o kültür kendi sanatını üretebilirse, onu, makineyi aşan bir varlık olarak kabul edecek miyiz? Ya da edebilecek miyiz? Sanatta kırılma noktası tam olarak bu soruyla gerçekleşecek.”
Bu yazım 16.03.2025 tarihinde Martı Dergisi'ndeyayımlanmıştır.