Nadia Anjuman: Şiirin Tehlikeli Sularında Boğulan Kadın
Published on by
Nevin Ölçer Tali
Dünyanın her yerinde kadın olmak pek kolay değil ama Afganistan’da kadın olmak çok zor. Orada şiir yazmak, bir kadın için hayatının sonu demek olabilir. Zira edebiyatla uğraşan Afgan bir kadın, ailesinin onurunu, kendi güvenliğini, hayatını ve geleceğini riske atmayı göze almak durumunda.
Okudum, araştırdım ve gördüm ki, Nadia Anjuman’ın kaderi de kadının namusunu, ailenin namusu sayan erkek egemen bir toplumun zulümlerinden bağımsız değilmiş.
Nadia Anjuman, 1980’de doğmuş Afgan bir şair ve edebiyatçı.
My beautiful picture
Çocukluğu Afganistan’ın çalkantılı yıllarında geçer. Klasik Fars edebiyatı etkilerinin yanı sıra, modern bir ses duyulan şiirlerinde, savaş ve baskı altındaki kadınların acılarını, umutlarını ve özgürlük arayışını işlemiş.
1995’te, Taliban hükümetinin iktidara gelmesiyle, kızların okuması yasaklanınca, Anjuman’ın resmi eğitimi yarıda kalır. Buna rağmen, 1996’da, illegal şekilde örgütlenen Altın İğne Dikiş Okulu adlı bir eğitim grubunda ‘dikiş kursu’ adı altında verilen edebiyat eğitimine devam eder. 21 yaşına geldiğinde, Taliban rejimi yıkılmıştır, böylece Herat Üniversitesi’nde edebiyat okur. Sonra da, aynı üniversitenin aynı bölümünden mezun olan, ardından kütüphanenin müdürü olarak görevli olan Farid Neia ile evlenir. Neia ve ailesinin, kadın olması nedeniyle, şiirlerinin itibarlarına ve namuslarına leke sürdüğünü bilmesine rağmen, Anjuman yazmaya devam eder. Çiftin, Anjuman 25 yaşındayken bir oğulları dünyaya gelir.Anjuman, Afganistan, Pakistan ve İran’da büyük ilgi görmüş olan ilk şiir kitabı
'Gul-e Dudi’(Duman Çiçeği, 2005) sayesinde, Afganistan’ın en önemli kadın şairlerinden biri olur. ‘Yek sàbad délhore’ ( Endişe Bolluğu) adlı ikinci şiir kitabını yayımlamaya hazırlanırken, ne yazık ki, ailesinin ve kocasının yoğun baskısıyla karşılaşır. Ve kitabını basmaya kararlı davranışı şairin sonunu hazırlar. 4 Kasım 2005’te bayramda kız kardeşini ziyaret etmesine izin vermeyen, zaten şiir yazdığı için kendisine öfkeli olan eşiyle tartışır. Bu şiddetli tartışmanın sonunda eşi tarafından darp edilerek öldürülür. Birleşmiş Milletler bu cinayeti kınar. Neia, Anjuman’ı öldürmekten suçlu bulunur ve hapse atılır. Lakin, Herat’taki kabile büyükleri, Neia’nın ceza süresini kısaltmak amacıyla, Neia’yı bağışlaması konusunda Anjuman’ın babasına baskı yapınca, Anjuman’ın ölümü Afgan mahkemeleri tarafından resmen ‘intihar’ olarak kabul edilir ve Neia bir ay sonra hapisten çıkar.
Ölümünden sonra basılan ikinci kitabı ‘Endişe Bolluğu’ndaki şiirler, Anjuman’ın evliliğindeki yalnızlığını ve üzüntüsünü dile getiriyor.
Şairin yabancı dillere de çevrilmiş olan şiirlerinden bazı dizeler:
Ağzımı açacak hevesim yok. Ne söyleyeceğim ki? Anlatsam da anlatmasam da hor görüleceğim bu çağ tarafından
Ağlasam da gülsem de, yaşasam da ölsem de Kederimi paylaşacak kimsenin olmadığı bu dünya sağ olsun
Keder, acz, pişmanlıklar ve ben. Bu hapishanenin köşeleri Ben boşuna doğmuşum, ağzım mühürlenmeli.
Ah kalbim! Baharın geçtiğini biliyorum ve neşesinin de Ama nasıl uçabilirim bu kırık kanatlarla?
Bunca zaman sessiz olsam da unutmadım şarkı söylemeyi Çünkü şarkılarım kalbimin tenhalığında fısıldadı
Bu kafesi parçalayacağım bir gün, onun korkunç ıssızlığını Zevk şarabını içeceğim, şarkı söyleyeceğim bir kuşun baharda yapması gerektiği gibi
İnce dallı bir ağaç olsam da her rüzgarda titremeyeceğim Ben bir Afgan kızıyım – feryadımı haykıracağım, sonsuza dek dokuyacağım onu.
…
‘Yoldan geliyorlar, şimdi. Susamış ruhlar ve tozlu etekler gelmiş çölden Nefesleri yanıyor, serap karışmış Dudaklar kuru, tozla kabuk bağlamış Yoldan geliyorlar, şimdi İşkenceli bedenler, acıyla büyümüş kızlar Sevinç terk etmiş yüzlerini Yürekler yaşlı, çatlaktan çizgiler’ …
Kısacık yaşamına rağmen Afgan edebiyatında derin izler bırakmış olan Nadia Anjuman’ın ölümü, bugün de Afgan kadınlarının yaşadığı sistematik şiddetin sembolü olarak kabul edilir.
“Benim sustuğum sanılmasın; dilim suskun olabilir, ama kalbimin şarkısı yankılanır” demiş Anjuman.
Onun bütün zorluklara rağmen yüreğinde beslediği umut, kadınlara yol göstermeye devam ediyor.
Bu yazım 03.10.2025 tarihinde Martı Dergisi'ndeyayımlanmıştır.